Sponsorlarımız

Mesleki Bilgi Köşesi

EUS, Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı olarak bilinen sınavın açılımıdır. Yaygın olarak eczacılıkta uzmanlık sınavı olarak bilinen sınav, eczacılık bölümü sorularından oluşmaktadır. EUS sınavı ilk kez 1 Ekim 2017 ‘de Ankara ‘da uygulanmıştır.  EUS, eczacılık fakültesinden mezun olmuş adayların katılabileceği bir sınavdır. Eczacılık fakültesinde lisans eğitimi almış kişiler eczacılık konularında uzmanlık eğitimi alabilmek için Eczacılıkta uzmanlık sınavına girmektedirler. Eczacılıkta uzmanlık sınavı taban puanlarına göre yeterli puanlara sahip adaylar, üniversitelerin uzmanlık eğitimi yapılacak programlarına yerleştirilirler. EUS sınav sonuçlarına göre uzmanlık eğitimi almaya hak kazanan adaylar Klinik Eczacılık veya Fitofarmasi alanlarında, kazandıkları eczacılık fakültelerinde 3 yıllık bir eğitim sürecine başlarlar.
EUS sınavı 100 sorudan oluşmaktadır. Adaylara eczacılık derslerindeki soru çözümleri için 135 dakika hak tanınmaktadır. EUS sınavı nedir sorusu ile aranan cevaplardan bir tanesi de sınavın başlı başına uzmanlık eğitimi için yeterli olup olmayacağıdır. Eczacılıkta uzmanlık sınavında başarılı olabilmek için adayların aynı zamanda ÖSYM tarafından yapılan Yabancı Dil Sınavlarında da 100 puan üzerinden en az 50 puan alması gerekmektedir. Adaylar sınav başvurularını belirtilen sınav başvuru tarihlerinde ÖSYM internet sitesi üzerinden veya ÖSYM tarafından belirlenen başvuru merkezlerinden yapabilmektedirler.
Sınavın konu dağılımı da aşağıdaki gibidir;
Analitik Kimya %10
Fizyoloji-Patoloji %6
Biyokimya %6
Farmasötik Mikrobiyoloji ve İmmünoloji %4
Tıbbi Biyoloji %3
Halk Sağlığı %1
Eczacılık, Mevzuatı/Etik %3
Farmakoloji %8
Klinik Eczacılık %8
Farmasötik Kimya %15
Farmakognozi/Farmasötik Botanik %15
Farmasötik Teknoloji %15
Farmasötik Toksikoloji %6 

 

Sağlık Okuryazarlığı (SOY) kavramı, Bireylerin, yaşamlarını sağlıklı sürdürebilmeleri için hasta olduklarında uygun şekilde sağlık bilgisine ulaşmaları, anlamaları ve bu bilgiye uygun davranabilmeleri önem kazanmış, bu alanda yapılan çalışmalarla da bu kavramı ortaya koymuştur. Yani; Sağlık ile ilgili haber, bilgi, veri, uygulama ve araştırmaları yorumlayabilme, anlayabilme, sorgulayabilme ve değerlendirmeyi başaran kişiye sağlık okuryazarı denir. Sağlık okuryazarı, yetersiz bilgi ve yanlış yönlendirmenin farkına varabilir ve bilinçli hareket etmeye çalışır. Sağlık okuryazarı olan bir kişi, sağlık ile ilgili doğru bilgi kaynaklarına nasıl erişeceğini de bilmektedir. 

Sağlık Okuryazarlığı Tanımının Gelişimi Sağlığı geliştirme alanında, ilk kez 1986 yılında Ottawa şehrinde “Uluslararası Sağlığı Geliştirme Konferansı” yapılmıştır. Bu konferansta, sağlıkla ilgili bilgilerin anlaşılabilir bir şekilde düzenlenmesi gerektiği ve toplumun buna uygun davranış geliştirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bunun içinde sadece sağlık sektörü çabasının yetersiz olduğu, diğer sektörlerin de desteğinin önemi vurgulanmış ve “Sağlık Okuryazarlığı” kavramı öne çıkmıştır. Sağlık okuryazarlığı tanımı, ilk kez 1974 yılında Simonds tarafından yapılmış olup, bu tanım şimdiki tanımından farklılıklar göstermektedir.

SOY, tanımlanmasından yola çıkarak bireyin kendi sağlığı ile ilgili kararları doğru alabilmesi için sağlık mesajlarını doğru anlaması için önemlidir. Yetersiz ve sınırlı SOY düzeyi olan bireylerin, yeterli SOY düzeyine sahip bireylere göre değerlendirildiğinde, gereksiz hastane masraflarının arttığı, hastane yatış sürelerinin uzadığı, gereksiz tetkik yaptırma oranlarının daha yüksek olduğu bilinmektedir. Ayrıca, bu bireylerin gereksiz acil servis kullanımlarının da arttığı görülmektedir. Tüm bu nedenler, gereksiz işgücü kayıplarına ve bununla birlikte artmış sağlık harcamalarına neden olmaktadır.

Sağlık okuryazarlığı yetkinlikleri, kişinin sağlık alanındaki bilgi birikimini ve bilgiyi anlayabilme kapasitesini ifade eder. Diğer okuryazarlık alanlarında olduğu gibi sağlık okuryazarlığında da bilinçli davranmanızı sağlayan bazı yetkinlikler vardır. Bunlardan bazılarını aşağıda bulabilirsiniz. 

 

  • Aldığı Sağlık Hizmetini Araştırma, Anlayabilme ve Sorgulayabilme
  • Sağlık Haberlerini Geniş Bir Bakış Açısıyla Değerlendirme
  • Yetersiz Bilgi ve Kaynakları Dikkate Almama
  • Uzman Görüşlerinin Çeşitliliğini Tespit Etme
  • Sağlık Bilgi Kaynaklarına Erişebilme
  • Reçete, Tıbbi Yazı ve Yazılan Doz Miktarını Anlayabilme
  • Sağlık Personeline Kendi Durumunu Anlatabilme
  • Sağlık ile İlgili Alınan Kararları Sorgulayabilme
  • Gerekli Sağlık Hizmetini Talep Etme
  • İnternetteki Sağlık Enformasyonlarını Tek Gerçek Kabul Etmeme ve Karmaşıklığı Tespit Edebilme
  • Bireysel ve toplumsal sağlık konusunda bilinçli davranmak
  • Sağlığın merkezde olduğu konularda belli bir bilgi birikimi edinmek

Sağlık okuryazarlığı (SOY), okuryazarlıkla ilgili olup, bireylerin bilgi, motivasyon ve yeterliliğini gerektirmektedir. Bireyin sağlık, hastalıkları önleme, yaşam boyunca yaşam kalitesini koruma ve geliştirmek ile ilgili günlük yaşamında etkin ve uygun kararlar alabilmesi için sağlıkla ilgili bilgileri elde etme, anlama, değerlendirme ve uygulama kabiliyetidir. Sağlıklı yaşam yılının ve kalitesinin artırılmasında, sağlık eşitsizliklerinin giderilmesinde ve sağlık harcamalarının kontrol altına alınmasında SOY belirleyici faktörlerden biridir. Eczacılar, sağlık okuryazarlığındaki yetersizliklerin yol açabileceği olumsuz sonuçlara karşı ilaçların bilnçli kullanımı, sunulan hizmetin kesintisiz sürdürülebilirliği, tedaviye uyum ve tedavi yönetimi, ilaç kullanımının rasyonel bir temele yerleştirilerek kaynak israfının önlenmesi ve insan sağlığının korunmasında halkın en yakın sağlık danışmanıdır. Bu nedenledir ki, en yakın ve kolay ulaşılabilir sağlık birimi olan eczanelerin ve eczacının, SOY düzeyinin artırılmasında aktif rol alması gerekmektedir. Yüksek SOY düzeyi, hayat kurtarır, zaman kazandırır ve paradan tassaruf ettirir.

Öncelikle EYS, reçete girişi yapmak, fiş kesmek gibi operasyonel süreçler için oluşturulmuş ticari bir program değildir. En temel anlamda EYS bir Business Intelligence yani İş Zekası yönetim aracıdır. Özel anlamda ise; EYS bir “Eczane Yönetim Paneli”dir. İş yönetimi için ihtiyaç duyulan analizlerinin en hızlı ve en etkin biçimde yapılmasını amaçlar. Daha genel manada bir “karar destek” sistemidir. Yani iş yönetiminde karar verebilmek için analizleri yapar ve yöneticinin karşısına getirir. Dolayısı ile yöneticinin yönetim için karar almasını ve strateji geliştirmesini kolaylaştırır. Özetle EYS, yöneticinin sağ koludur ve bir Eczane Yönetim Panelidir.

2013 ve daha sonraki yıllarda eczacılık fakültelerine kaydını yaptıranlar, mezun olduktan sonra serbest eczane açmak veya serbest eczanelerde mesul müdür olarak çalışmak için en az bir yıl müddetle hizmet sözleşmesine bağlı olarak mesul müdür eczacı ile birlikte serbest eczanelerde veya hastane eczanelerinde çalışmaları gerekmektedir.

Eczane açılması kriterleri;

– Serbest eczane sayıları, ilçe sınırları içindeki nüfusa göre en az üç bin beş yüz kişiye bir eczane olacak şekilde düzenlenir.

– Eczanelerin aynı ilçe içerisindeki nakillerinde nüfusa göre eczane açılması kriteri uygulanmaz.

– Hiç eczanesi olmayan yerleşim birimlerinde nüfus kriterine bakılmaksızın bir eczanenin açılmasına müsaade edilir. Ancak bu şekilde açılan eczanenin başka yerlere naklinde nüfus kriteri işletilir.

– Eczane açılmasına ilişkin kriterler belirlenirken, ilçelere ilçe katsayısı verilir. Eczacıların, o ilçede mesleki faaliyetlerini sürdürdükleri yıl sayısı ile ilçe katsayısının çarpımı suretiyle hizmet puanı hesaplanır. Eczacı birden fazla ilçede çalışmış ise hizmet puanları toplanır. Hizmet puanı hesaplanırken ilçe katsayısı, doktora yapmış olanlar için dörtte bir oranında artırılarak uygulanır. Eczacılara, meslekte geçirilen toplam yıl sayısı ile eczacının hizmet puanı toplamı sonucu tespit edilen yerleştirme puanı verilir.

– Eczanesini devretmiş bir eczacı, yeni eczane açmak istediğinde yerleştirme puanı yarı oranında düşürülür.

– TİTCK tarafından her yıl eczane açılması uygun olan ilçeler ve açılabilecek eczane sayıları belirlenir ve yılda en az iki kez Kurumun resmî internet sitesinde ilân edilir.

– Doğal afet ve mücbir sebeplerle nüfus azalması hâlinde o yerleşim yerinde bulunan eczanelerin naklinde nüfusa göre eczane açılması kriteri uygulanmaz. Bu hâlin tespit ve ilânı Bakanlıkça yapılır.

Peptik ülser hastalığı (PÜH) üst gastrointestinal (GI) bölgede, oluşumu için asit ve Pepsin gerektiren ülseratif bozuklukları ifade eder. Üç yaygın etiyoloiisi vardır: 1 Helicobacterpylori enfeksiyonu, (2) nonsteroidantiinflamatuvar ilaç (NSAİİ) kullanımı ve (3) Stresle ilişkili mukozal hasar.

Proton Pompa İnhibitörleri ile ilgili besin etkileşimlere değinirsek;  bu ilaçlar mideyi bozulmadan geçen ve ilaç duodenumun daha az asidik ortamında salgılanan ağızdan formüle edilmiş aside dayanıksız ilaçlardır. Bu sebeple  enterik kaplı granüller veya mikropellet kapsül şeklinde hazırlanır. PPI’lerin asidik olmayan meyve suları ile uygulanması emilimini bozabilir. Bu nedenle, bu ajanların sütle değil elma suyu veya portakal suyu gibi asidik bir meyve suyu ile uygulanması tavsiye edilir.  Yiyecekler, hastalara PPI’larını mümkünse yemeklerden yaklaşık yarım saat önce uygulamalarını tavsiye etmek en iyisidir. Çözünmeyen kalsiyumun emilmesi için GI kanalında asidik bir ortama ihtiyaç duyulduğundan, uzun süreli asit baskılama teorik olarak kalsiyumun bağırsaktan çözünürlüğünü ve emilimini azaltabilir. Bu da kemik mineral yoğunluğunda bir azalmaya ve osteoporoz ve kırık riskinde artışa yol açabilir. PPI kullanan hastalarda orta derecede artmış kırık riski gözlenmiştir.  ÜFE’ler ve kırıklar arasındaki bu potansiyel ilişki nedeniyle, ABD Gıda ve İlaç Dairesi, uzun süreler boyunca yüksek doz PPI kullanan hastalar arasında olası kırık riskine ilişkin bir uyarı yayınlamıştır. Bu sorunu çözmek için PPI kullanan hastalara, yaşlarına / cinsiyetlerine göre önerilen günlük kalsiyum miktarını aldıklarından emin olmaları için talimat verilmelidir. (diyetle alım veya takviye yoluyla). Kalsiyum alımı yeterli olduğunda, mide asiditesinin kalsiyum tuzlarının çözünürlüğü üzerindeki etkisi genel absorpsiyona göre minimum olacaktır.

C vitamini, insan mide suyunda aktif olarak salgılanır. Proton pompa inhibitörü tedavisi, mide suyundaki C  vitamini konsantrasyonunu ve aktif antioksidan formundaki vitamin oranını, yani askorbik asit oranını düşürür. Bunun intragastriknitrit kimyası üzerinde ikincil etkileri vardır ve mide suyu nitrit seviyelerinde artışa neden olur. Proton pompası inhibitörlerinin, alınan C vitamininin biyoyararlanımını azaltabileceğine dair bazı kanıtlar da vardır. Proton pompası inhibitörlerinin C vitamini ve nitrit kimyası üzerindeki etkisi, Helicobacterpylori ile enfekte deneklerde daha belirgin gözlenmiştir. Proton pompa inhibitörleri ayrıca B 12 vitamini emilimini de azaltır. Proton pompa inhibitörü tedavisi, hem-içermeyen demirin emilimini azaltır ve bu etki, hemokromatozun yönetiminde kullanılmıştır. Ayrıca demir takviyesine klinik yanıtı geciktirebilir. Esomeprazol ise yüksek yağlı besinlerle emini azalabilir. Lansoprazolün de besinlerle asit değişkenliğinden dolayı ya da ilaç ile kompleks oluşturma yoluyla biyoyararlanımı azalabilir.

H2 reseptör antagonistlerinin besinlerle etkileşimine değinecek olursak;  Ranitidin, Famotidin, Simetidin ve Nizatidin kafein ile mide mukozasını irrite edebilir. Yemeklerle birlikte alımı absorpsiyonlarını azaltır.

Antasitler, ticari olarak temin edilebilen bazı nane yağı kapsüllerinin enterik kaplamasını tehlikeye atabilir. H2-reseptör antagonistleri ve proton pompası inhibitörleri benzer şekilde etkileşime girebilir.demir veya folik asit takviyeleri 2 saat, narenciye / meyve suyu veya kalsiyum sitrat takviyeleri antasit kullanımından 3 saat sonra ayrılmalıdır.

Kalsiyum sitrat gibi çözünür kalsiyum tuzları, mide pH’ına bağlı biyoyararlanımdaki değişikliklere daha az maruz kalır. Kalsiyum karbonat gibi çözünmeyen tuzların emilimi, yemeklerle birlikte uygulandığında geliştirilebilir, bu rutin olarak tavsiye edilir, ancak asit baskılama bağlamında özellikle önemli olabilir.

Demir emilimi için mide asidine ihtiyaç vardır ve bu nedenle asit baskılayıcı tedavinin kullanılması demir emilimini azaltabilir. Örneğin H 2 Reseptör antagonistleri(Famotidin, Nizatidin, Simetidin) kullanımının demir emilimini% 65’e kadar azalttığı gösterilmiştir. 35 ,40 Demir alımından en az 2 saat önce veya sonra bu ilaçların alınması tavsiye edilir.

Bizmut şelatı süt ve süt ürünleriyle kullanımında ilacı etkinliğinde azalma görülür. Büyük miktarlarda birlikte alınımı tavsiye edilmez. Küçük miktarlar önemsizdir.

Aluminyum içerenler portakal suyu ile ilacın emilimi bozulabilmektedir. Aynı anda kullanmak yerine 2 saat ara verilmesi tavsiye edilir.

Ayrıca Helicobacter Pyloriyi eradike eden antibakteriyel ilaç tedavilerin de kullanılan antibiyotikler de besinlerle etkileşebilmektedir. Örnek vermek gerekirse kalıcı enfeksiyonda ikinci basamak kurtarma tedavisinde kullanılan tetrasiklin kalsiyumca zengin gıdalar ile birlikte şelat oluşturabileceği için, birlikte tüketilmesinden kaçınılmalıdır.

Tip 1 Kolajen

Vücutta en fazla bulunan kolajen tipidir. Tip 1 kolajen; organlar, bağlar, tendonlar ve ciltte bulunur, dokuları bir arada tutup cildi korur, cildin elastikiyetini sağlayıp yaraların iyileşmesini sağlar.

Tip 2 Kolajen

Tip 2 kolajen, hücresel olmayan kıkırdak matriksince üretilir. Kıkırdak matriksi, kıkırdak içinde bulunan sıvı benzeri bir yapıdır ve bağ dokularındaki kıkırdak oluşumunda etkilidir. Dolayısıyla Tip 2 kolajen eklem sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Ekrem ağrıları ve buna benzer çeşitli semptomların tedavisinde etkilidir.

Tip 3 Kolajen

Organları ve cildi oluşturan hücre dışı matriksin ana bileşeninden oluşur. Kalp, kan damarları ve kan dokusunu oluşturmada önemli bir destekleyicidir. Cildin sıkılığının korunması ve cilt esnekliğinde etkilidir. Organların, kasların ve arterlerin yapısını destekler. Damarlara elastikiyet verip kasları güçlendirir.

Haftalık Bilgi Köşesi

Liverpool Üniversitesi’nde çalışan araştırmacıların yürüttüğü yeni bir çalışmada, kanser hastalarının sıklıkla yer fıstığı tüketmesinin kanserin yayılma tehlikesini artırabileceğini gösteren önceki çalışmalara eşlik eden yeni unsurlar tanımlanıyor.

Carcinogenesis bülteninde yayımlanan çalışma, Fıstık aglutininin (PNA; yer fıstığı yendikten sonra hızla kan dolaşımına giren ve karbonhidrata bağlanan bir protein), endotelya hücrelerle etkileşime geçerek sitokin ürettiğini gösteriyor. IL-6 ve MCP-1 isimli bu sitokinlerin, kanser metastazını desteklediği çok iyi biliniyor. Artan sitokin üretimi, diğer endotelyal hücrelerde hücre yüzeyine yapışan moleküllerin daha fazla oluşmasına neden oluyor ve bunları dolaşımdaki tümör hücrelerine karşı daha cazip hale getirerek, metastazı destekleyebiliyor.

Kalp krizleri uyarı işareti verseydi, hastalar onlardan daha iyi kaçınırdı. Michigan Eyalet Üniversitesi’nin öncülüğünde çalışan bir araştırma takımının geliştirdiği yeni görüntüleme yöntemi de bunu hedefliyor. “Bir atardamara ışık tutuyor ve bu damara, o ışığı emebilen belli tipte parçacıklar naklediyoruz” diyor Mühendislik Fakültesi’nde çalışan yardımcı profesör Bryan Smith. “Yayılan bu enerjinin sonucunda parçacıklar, bize kelimenin tam anlamıyla bağırıyor. Bunları tespit ederek 3 boyutlu görüntüler oluşturabiliyoruz.

Waterloo Üniversitesi’nde çalışan araştırmacıların geliştirdiği yeni bir teknoloji sayesinde müzik sanatçıları, yazdıkları şarkı sözleri için ilham ve yeni yaratıcı fikirler bulabilir. Yapay zekanın kullanılmasıyla canlı enstrümental müzikler için şarkı sözlerinin oluşturulduğu gerçek zamanlı bir sistem olan LyricJam, Waterloo Üniversitesi’nin Doğal Dil İşleme Laboratuvarı’nda çalışan bilim insanları tarafından üretilmiş. Waterloo’da Bilgisayar Bilimi bölümüne atanan mühendislik profesörü Olga Veçtomova’nın önderliğindeki laboratuvar, birkaç yıldır yapay zekanın kullanılabileceği yaratıcı uygulamaları araştırıyormuş. Laboratuvarın ilk çalışması, sanatçıların müzikal ifadelerini öğrenip onların tarzında söz yazan bir sistemin oluşturulmasına yol açmış.

Veçtomova’nın geçenlerde Waterloo’daki yüksek lisans öğrencileri Gaurav Sahu ve Dhruv Kumar ile beraber geliştirdiği bir teknoloji; müziğin akor dizileri, temposu ve enstrümantasyonu gibi çeşitli yönlerine dayanarak canlı müzikte ifade edilen ruh hali ile duyguları yansıtan şarkı sözleri sentezliyor.

Bir müzisyen veya müzik grubu enstrumental müzik çalarken, sistem de devamlı şekilde ham ses klipleri alıyor. Yapay sinir ağı, bu klipleri işleyerek yeni söz dizileri oluşturuyor. Sanatçılar, daha sonra bu dizileri kullanarak kendi şarkı sözlerini derleyebiliyorlar.